Yazı Detayı
26 Mayıs 2019 - Pazar 04:18
 
27 MAYIS ATATÜRK’E DÖNÜŞ HAREKETİDİR
GÜNGÖR BERK
 
 

 

 

 

 27 MAYIS ATATÜRK’E DÖNÜŞ HAREKETİDİR

 

 

 

          14 Mayıs 1950’de iktidara gelen ve 27 Mayıs 1960’da giden Demokrat Parti dönemi, Prof. Dr. Sina Akşin’in değerlendirmesiyle, “Kısmi Karşı Devrim’dir.” Çünkü siyasal iktidar işin başında Halkevleri’ni, Halkodaları’nı, Köy Enstitüleri’ni kapatmıştır. Bütünsel kalkınma stratejisinden vazgeçmiş, Atatürk Devrimi’ni dondurmuş, yoluna öyle devam etmiştir.

 

 

 

         27 Ekim 1957’de yapılan genel seçimler, Cumhuriyet tarihinde “hileli seçimler” olarak yerini alır. Siyasal iktidar bu seçimlerde tüm devlet olanakları ve gücünden yararlanmış, ayrıca dini de kullanmıştır. Seçmen kütükleri ve sandık tutanaklarıyla oynanmıştır. Bazı merkezlerde yaralama ve ölümle biten olaylar yaşanmıştır. Seçimler sonunda ise “atı alan Üsküdar’ı geçmiştir”. Ama siyasal iktidarın oy kaybına uğradığı da ortaya çıkmıştır.

 

 

 

          27 Ekim 1957 Genel Seçimleri’nden sonra ülke ekonomisindeki kötü gidişat devam etmiştir. 4 Ağustos 1958’de devalüasyon yapılmış, 2.80 lira olan dolar 9.00 liraya çıkarılmıştır. Bu süreçte iki önemli gelişme toplum, üniversite ve ordudaki rahatsızlığı arttırmıştır.

 

 

 

          İlk gelişme, toplumun siyasal iktidarca ayrıştırılmasıdır. Siyasal iktidar muhalefet partilerinin birlikte hareket etmelerini “Nifak Cephesi” olarak nitelemiş, buna karşı “Vatan Cephesi”ni kurmuştur. 1958 – 1960 arasında yurt genelinde 228 Vatan Cephesi Ocağı oluşturulmuştur. Böylece cami, kahvehane gibi ortak yaşam alanlarından başlayarak toplumun ikiye bölünmesinin yolu açılmıştır. Muhalefet lideri İsmet İnönü’nün yurt içi gezileri taşlı sopalı saldırılarla engellenmeye çalışılmıştır.

 

 

 

          İkinci gelişme, siyasal iktidarın 18 Nisan 1960’da “Tahkikat Komisyonu” kurmasıdır. Bu komisyonla ana muhalefet partisinin kapatılması, muhalefetin susturulması amaçlanmıştır. İsmet İnönü Meclis’te tarihsel bir uyarı konuşması yapmıştır. “Bu baskı idaresi anayasaya, insan haklarına karşı gayrı meşru bir darbedir. Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam. Arkadaşlar şartlar tamam olduğu zaman millet için ihtilal meşru haktır” demiştir. 27 Nisan 1960’da Meclis’te, Tahkikat Komisyonu’na geniş yetkiler veren “Yetki Kanunu” kabul edilmiştir.

 

 

 

          Bundan sonra tüm siyasal faaliyetler durdurulmuş, muhalif gazeteler kapatılmış, muhalif gazeteciler tutuklanmıştır. Sıra, kurulan bu baskı rejimiyle, “demokrasiyi paydos etmeye” gelmiştir.

 

 

 

          28 Nisan 1960’da, İstanbul Üniversitesi’ne giren polis tepki gösteren öğrencilerle çatışmış, rektör Sıddık Sami Onar’ı hırpalamıştır. Beyazıt Meydanı’nda toplanan öğrencilere ateş açarak Turan Emeksiz’ in ölümüne neden olmuş, öğrencilerin Valiliğe yürüyüşünü engellemeye çalışmıştır. Üniversitelerdeki olaylar bundan sonra da durmamış, Mayıs ayı boyunca İstanbul ve Ankara’da devam etmiştir. 

 

 

 

          Siyasal iktidar bu olaylar ve gelişmeler karşısında geri adım atmamıştır. Başbakan yaptığı öfke dolu radyo konuşmalarında bilim insanlarını “kara cüppeliler” ve öğrenci olaylarını “sokak patırtısı” olarak nitelemiştir. Bu yaşananlar üzerine 27 Mayıs 1960’da, Türk Silahlı Kuvvetleri darbe yaparak ülke yönetimine el koymuştur.

 

 

 

          27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra İstanbul Üniversitesi’nden seçkin öğretim üyeleri “İlim Heyeti” olarak çalışmaya katılmışlardır. Rektör Sıddık Sami Onar başkanlığındaki ve tam yetkili bu kurulun diğer üyeleri Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Hüseyin Nail Kubalı, Tarık Zafer Tunaya, Ragıp Sarıca ve İsmet Giritli’dir. Bu üyeler İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin anayasa, medeni hukuk ve idare hukuku öğretim üyeleridir. “Atatürk’ e dönüş” kararlığındaki darbe önderleri İlim Heyeti’nden yeni bir anayasa hazırlanmasını istemişlerdir.

 

 

 

          İlim Heyeti darbenin ertesi günü, 28 Mayıs 1960’da, bütün üyelerinin imzaladığı “Anayasa Komisyonu Raporu”nu yayımlamıştır. Bu rapor 27 Mayıs’ın hukuki dayanağını oluşturur. Raporda eski iktidarın meşruluğunu kaybetmiş olduğu ve meşruluğunu kaybetmiş eski iktidara karşı yapılan darbenin hukuk açısından meşru olduğu onaylanmıştır. Şevket Süreyya Aydemir’in değerlendirmesine göre, bu gelişmeyle daha darbenin ertesi günü “darbe” hızla bir “ihtilal”e dönüşmüştür.

 

 

 

          27 Mayıs 1960 İhtilali, siyasal iktidarı on yıl elinde bulunduran karşıdevrimi durdurmuştur. İhtilal ile parlamentonun kapatıldığı 27 Mayıs 1960’dan yeniden parlamenter rejime geçilen 26 Ekim 1961’e kadar olan dönem “Milli Birlik Komitesi” olarak adlandırılır.

 

 

 

          Milli Birlik Komitesi dönemi yirmi altı ay sürmüştür. Önce 6 Ocak 1961’de “Kurucu Meclis” açılır. Arkasından siyasal partiler kurulur ve yeni seçim kanunu çıkarılır. 9 Temmuz 1961’de “yeni anayasa” halkoyuna sunulur ve iki meclisli parlamento kabul edilir. Anayasanın kabul edilmesinden sonra 4 Eylül 1961’de Kurucu Meclis kaldırılır. 15 Ekim 1961’de genel seçimler yapılır. 25 Ekim 1961’de Meclis açılır. Demokratik siyasal yaşam yeni anayasanın güvencesinde yeniden başlar.         

 

 

 

           1961 Anayasası, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığın bilinciyle hazırlanmıştır. Anayasanın başlangıç bölümünde: “ Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimi’ni yapan Türk Milleti, bu anayasayı hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet etmiştir” yazılıdır.

 

 

 

            1961 Anayasası’nda Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak yerini almıştır. Anayasada yasama, yürütme, yargı birbirinden ayrı ve bağımsızdır. Anayasa sosyal devlet anlayışını yerleştirmiş, özgür bir ortam yaratmış, çağdaş bireysel hak ve özgürlükler sağlamıştır. İşçi sınıfı ve sendikacılık açısından çok geniş olanaklar getirmiştir. Anayasa Mahkemesi ve Devlet Planlama Teşkilatı başta olmak üzere getirdiği kurumlarla çağdaş bir hukuk devletinin yolunu açmıştır. İlhan Selçuk’un deyişiyle: “1923 Devrimi’yle atılan demokrasinin temelini açık seçik devlet düzenine dönüştürmüştür.”

 

 

 

          Bir Cumhuriyet aydınımız Prof. Dr. Alpaslan Işıklı’nın değerlendirmesine göre de: “ 27 Mayıs, gerek anayasası gerekse bu anayasanın ortam hazırladığı sosyal ve siyasal gelişmeler sayesinde ilerici bir devrim olarak kabul görmesine ve anılmasına haklılık kazandıran bir yörüngede yerini almıştır.”

 

 

 

          27 Mayıs 1960 Devrimi’nin ilerici anayasası, 12 Eylül 1980’de, ABD emperyalizmi gölgesindeki faşist asker darbesiyle ortadan kaldırılır.

 

 

 

Güngör Berk Yazıları Atatürkçü Medya’da…

 
Etiketler: , 27, MAYIS, ATATÜRK’E, DÖNÜŞ, HAREKETİDİR,
Yorumlar
Haber Yazılımı