Haber Detayı
18 Mart 2019 - Pazartesi 21:36
 
Güngör Berk: FETHİYE’DE KUVAYI MİLLİYE
Güngör Berk Yazıları Atatürkçü Medya’da…
KÖŞE YAZILARI Haberi
Güngör Berk: FETHİYE’DE KUVAYI MİLLİYE

 

FETHİYE’DE KUVAYI MİLLİYE

 

 

 

          Birinci Dünya Savaşı’nda “ müttefik” (birleşmiş) devletler yani Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Bulgaristan yenilince, 30 Ekim 1918 de, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanır. Bu antlaşmayla birlikte, başını İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan’ın çektiği  “itilaf”(uzlaşmış) devletleri dört yandan Osmanlı Devleti’nin topraklarını işgal etmeye girişirler.

 

          Buna karşı 19 Mayıs 1919 da, Mustafa Kemal önderliğindeki Bağımsızlık Savaşımız başlar. Egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusa ait olma kararı, 23 Nisan 1920 de açılan Büyük Millet Meclisi ile perçinlenir.

 

          Osmanlı Devleti 10 Ağustos 1920 de “itilaf “ devletleriyle kendisini sonlandıran Sevr Barış Antlaşması’nı imzaladıktan sonra ulusal direniş Anadolu’nun her yerine yayılır. İtalya’nın işgaline uğramış Fethiye de bir avuç yurtsever ile “Milli Mücadele”de yerini alır.

 

          11 Mayıs 1919 da biri komuta gemisi olmak üzere on İtalyan savaş gemisi Fethiye Körfezine demir atar. Hükümet Konağı’na bitişik bahçede bulunan “lahit”in yanında bir telsiz istasyonu ve Tepesi Delik’teki bir binada sağlık ocağı kurulur.

 

          15 Mayıs 1919 da Yunanlıların İzmir’i işgali üzerine Muğla’da, Koca Han’da düzenlenen mitinge Fethiye’den de katılanlar vardır. Miting sonrasındaki günlerde Müdafaayı Vatan, Kuvayı Milliye, Serdengeçtiler Cemiyeti oluşturulur. Bu örgütlerin topladığı gönüllüler Aydın’a gönderilir. Aydın’daki Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe’nin çetelerinde ve Çine’deki 57. Fırkada savaşa katılan bu gönüllüler Yunanlılara büyük kayıplar verdirecektir.

 

          Ağustos 1919 ortalarında Fethiye limanında demirleyen bir Yunan yük gemisi halka giyecek dağıtır. Aynı gemi ekim ayı başlarında tekrar geldiğinde, sahilde alınan güvenlik önlemleri ve karşılaştığı direniş nedeniyle, gerisin geri döner.                       

 

          Fethiye Bağımsızlık Savaşında Ankara’nın ve Mustafa Kemal’in yanında yer almıştır. İşgal altındayken Fethiye’de bulunan İbrahim Bey komutasındaki jandarma birliğinin yanı sıra bir de Belediye Başkanı Çeşmeli Osman Bey (Maro) başkanlığında Kuvayı Milliye Cephesi kurulmuştur. Fethiye Kuvayı Milliye örgütünün başında Döğerli Hilmi Bey, Kaya Kuvayı Milliye örgütünün başında Süleyman Harmandar bulunmaktadır.

 

          Salih Zeki Pekin, Ali Ulvi Akannaç, Ali Rıza Aka, Ovacıklı Mehmet Çavuş(Tunç yürek), Kadir Çavuş(Dinçer), Kamil Şıkman, Karaçulha’lı Aliman Ağa (Ali Boğa), Fransız Mehmet Ağa, Hakkı Dontlu, Kayalı Ali Vehbi, Mehmet Nuri Dirlik, Mahmut Tarhan, Pürşah Aktan Fethiye’nin bilinen kuvvacılarıdır.

 

          Fethiye Kuvayı Milliye örgütünce Debboy’da eğitilen iki yüz gönüllü ile bir “Fethiye Taburu” hazırlanmıştır. Bu tabur ihtiyat zabiti Hilmi Döğerli komutasında Aydın’a yürüyecek ve Yörük Ali Efe’nin komutasındaki Aydın Alayı’nın emrine girecektir.

 

          Fethiye ve Kaya Kuvayı Milliye örgütleri bölgede nüfus çoğunluğunu oluşturan Rumları barış içinde tutmuş, padişah yanlısı çetelerin yayla köylerindeki saldırılarını önlemiş, “ince” ve “kara” bellerde soygun için konuşlanan eşkıya ve dağlarda dolaşan asker kaçaklarıyla da savaşmıştır.

 

            1922 yılı başlarında 57 mm.lik ve 37 mm.lik ikişer top Fethiye Limanı’na gizlice getirilerek Paçarız Burnu’na, bu günkü televizyon yansıtıcılarının bulunduğu tepeye kurulur. Bu “Fethiye Bataryası”, toplarını 23 Temmuz 1922’de bir kez ateşleyecek ve rotasını Fethiye’ye çevirmiş bir Yunan zırhlısını kaçmak zorunda bırakacaktır.  .

 

          Aradan yıllar geçti. Yeni Dünya Düzeni’nde, emperyalizmin yeniden kuşattığı Türkiye, bu gün bölünmenin ve laik Cumhuriyetten “ılımlı” İslam Cumhuriyetine dönüşümün kavgası içinde çırpınmaktadır. Kesintisiz ve uzun sürmüş son Siyasal İslam iktidarları emperyalizmin bu büyük değişim ve dönüşüm projesine kilitlendi. Hukuksuz ve adaletsiz davalarla temizlenmiş bir ortamda “açılımlar”, “çözüm süreci”, “akıl adamlar”, “demokratikleşme paketi”, “yeni anayasa” girişimleriyle yola devam edilirken “Gülen” cemaatinin “kumpas”ı ortaya çıktı. Arkasından 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün kalkıştığı kanlı işgal/darbe girişimi ordu/millet birlikteliğiyle bastırıldı. O günden sonra yaşadıklarımız: OHAL düzeninde ve halk oylamasıyla geçilen “Partili Cumhurbaşkanı” rejiminde, içteki ve güney sınırlarımız ötesindeki terör örgütleriyle yapılan mücadeledir. 

 

          Fethiye Kuvayı Milliyesinden Ali Ulvi Akannaç’ın yakınlarda aramızdan ayrılan kızı Şükran Akannaç’ı tanımış mıydınız? Bir cumhuriyet kadını olarak Atatürk ilke ve devrimlerinden ödün vermeden yaşamını sürdürmüş, her durumda varlığını borçlu olduğu cumhuriyete borcunu ödemiş, “varlığını Türk varlığına armağan etmiş”, mezardaki babasının kemiklerini sızlatmamış, yurtsever bir kuvayı milliyeciydi! 

 

          Nerdeyse yüz yıl önce yapılmış ve kazanılmış Bağımsızlık Kavgası yeniden Türk Milleti’nin önüne getirilmiştir. Oysa bu gün, Fethiye’deki Kuvayı Milliye’nin tarihi ve kahramanlarının öyküleri bile yazılmayı bekliyor.

 

 

GÜNGÖR BERK

 

 

Güngör Berk Yazıları Atatürkçü Medya’da…

 

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı