Haber Detayı
30 Ocak 2019 - Çarşamba 15:35
 
Güngör Berk: ABDİ İPEKÇİ CİNAYETİ
Güngör Berk Yazıları Atatürkçü Medya’da…
GÜNDEM Haberi
Güngör Berk: ABDİ İPEKÇİ CİNAYETİ

 

ABDİ İPEKÇİ CİNAYETİ

 

 

    Abdi İpekçi 1929 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam etti. 1949 yılında Yeni Sabah Gazetesi’nde, muhabir olarak gazeteciliğe başladı. Yeni İstanbul, İstanbul Ekspres Gazetelerinde sekreter ve yazı işleri müdürü olarak çalıştıktan sonra 1954 yılında Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve başyazarı oldu. Gazetecilik yaşamına Milliyet Gazetesi’nde devam etti. 1959 yılında Gazeteciler Sendikası başkanıydı. 1960 yılında Basın Şeref Divanı sekreteri, 1964 yılında ise Milletlerarası Basın Enstitüsü Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 1968 yılına gelindiğinde Gazetecilik Enstitüsü’nde öğretim üyeliğine başlamıştı. Evliydi, iki çocuğu vardı. 1 Şubat 1979 da İstanbul’da öldürüldü.

 

    27 Mayıs 1960 Devrimi’nden sonra yapılan 1961 Anayasası, çağdaş bir hukuk devletinin yolunu açmıştı. Toplumda sosyal devlet anlayışını yerleştirmiş, özgür bir ortam yaratmıştı. Çağdaş bireysel hak ve özgürlükler sağlamıştı. İşçi sınıfı ve sendikacılık açısından çok geniş olanaklar getirmişti. 1961 Anayasası’yla gelen bu özgürlük ortamında, çıkarılan bir yasayla gazetecilerin hakları da genişletilmiş, çalışma koşulları iyileştirilmişti. Altmışlı yıllar antiemperyalizm ve tam bağımsızlık bilincinin yüceldiği yıllardı. Bu demokrasi ortamında Türkiye’nin siyasal, ekonomik, sosyal yaşamı cesurca sorgulanmaya başlamıştı. İnsanların uyandığı bu yıllarda  “halktan yana çağdaş bir düzen özlemiyle” yeni arayışlar, siyasal iktidar karşıtı eylemler de yoğunlaşmıştı. Bu özgür ve çalkantılı dönem on yıl sürebildi. 1971 yılında, “toplumsal uyanış ekonomik gelişmeyi geçince”, ordunun verdiği muhtırayla “bol” gelen ilerici 1961 Anayasası tırpanlandı. Demokrasiye düzeltilen Anayasayla devam edildi.

 

    1971 den sonraki yıllar yine kavga yıllarıydı. Özgürlüklerin kısıtlandığı yetmişli yıllarda, toplumun ilerici kesimlerinin “düzen değişikliği” istemleri devam etti. Siyasal ve ekonomik kargaşa büyüdü. Yurtsever solcu ve ülkücü sağcı gençler acımasızca birbirine kırdırıldı. Siyasetin kilitlendiği ve terörün arttığı bu kargaşa döneminin sonuna doğru “aydın cinayetleri”nin de düğmesine basıldı. 17 Aralık 1979 da Cavit Orhan Tütengil öldürüldü. Bundan sonra sırada Abdi İpekçi vardı. 1. Şubat .1979 da Abdi İpekçi öldürüldü.

 

    Abdi İpekçi demokrasi ve laik Cumhuriyet değerlerine bağlı, dürüst bir gazeteciydi. Evrensel gazetecilik ilkelerini Türk basınına taşıyan bir öncüydü. Doğru haber, özgür yorum ve tarafsız gazetecilik anlayışını yerleştirmiş, genç gazetecilerin izleyeceği bir yol açmıştı. Gazetecilik meslek ilkelerinin yazılı hale gelmesinde büyük payı vardı. Güvenilir, sabırlı, alçak gönüllü, uzlaşmacı, çalışkan ve üretkendi. Uzlaşmacı kişiliği ve gazeteci kimliğiyle çıkmaza saplanan siyasetin, demokrasinin önünü açmak cabası içindeydi.

 

    Abdi İpekçi, 1 Şubat 1979 günü Ankara’daydı. O günün sabahında Başbakan Bülent Ecevit’le görüştükten sonra İstanbul’a döndü ve Milliyet Gazetesi’ne gitti. Akşam gazetenin sahibi Ercüment Karacan ile yemekte buluşacaktı. Gazeteden saat 19.30 da ayrıldı, aracıyla Teşvikiye’deki evine doğru yola çıktı. Hafiften yağmur yağıyordu. Evi Teşvikiye Polis Karakolu’nun bulunduğu sokaktaydı. Evine yetmiş metre kala trafik sıkıştı, durma noktasına geldi. Saat yirmiyi çeyrek geçiyordu. Onu sabırsızlıkla bekleyen tetikçi birden önüne çıktı, arabanın ön camını kırdı, beş el ateş etti. İki kurşun sağ koluna girdi, üçüncüsü cebindeki kalemi parçalayıp kalbine isabet etti. Saldırgan iki el daha ateş etti ve kendisini bekleyen arabayla kaçtı. Abdi İpekçi’nin arabası aydınlatma direğine çarparak durdu. Sesleri duyan eşi evden telaşla fırladı. Hastaneye hemen ulaştırılsa da Türkiye’nin efsane gazetecisi artık yaşamıyordu.Abdi İpekçi’nin öldürülmesi zaten kargaşa içinde bulunan toplumda büyük şaşkınlık, tedirginlik ve tepki yarattı.

 

    Tetikçi, Mehmet Ali Ağca adında bir üniversite öğrencisiydi. Malatyalı yoksul bir ailenin çocuğuydu. Kimliği hemen saptansa da cinayetten ancak beş ay sonra, 25 Haziran 1979 günü İstanbul’da, “Küllük Kıraathanesi”nde oyun oynarken yakalandı. Kendisinin bağımsız, tek başına hareket eden bir terörist olduğunu söylüyordu. Altı ay kadar kaldığı Maltepe Askeri Cezaevi’nden asker giysisiyle firar etti. Kısa bir süre sonra, papayı vuracağını yazan bir mektup bırakarak, yurt dışına çıktı. 13 Mayıs 1981 günü Vatikan’da, papayı vurdu. Yakalanıp yargılandı, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Türkiye’ye geri verileceği 13 Haziran 2000 gününe kadar İtalya’da hapis yattı. Türkiye’de ise gıyabında ölüm cezasına çarptırılmıştı. Ama bu ceza zaman içinde, yasa değişiklikleriyle on yıl hapis cezasına dönüştürüldü. Sonunda 18 Ocak 2010 günü salıverildi. Hapisten çıkışında yandaşlarınca davul zurna çalınarak karşılandı. Uzun süren bu oyalama ve yüzeysel hukuk süreci sonunda cinayetin arkasındaki, kendisini kullanan “karanlık” güçler bulunamadı. Dava dosyası zaman aşımına uğradı, kapandı.

 

    Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden sonra ülkede yaşanan siyasal, ekonomik kargaşa daha büyüdü. Öğrenci ve aydın cinayetlerinin arkası kesilmedi. 11 Nisan 1980 günü Ümit Kaftancığlu ve 22 Temmuz 1980 günü Kemal Türkler öldürüldü. Bu çalkantılı ve acı dönem 12 Eylül 1980 günü “bizim çocukların” yapacağı faşist asker darbesiyle son bulacaktır. Yaşadığımız günde özgür medya siyasal iktidarın ağır baskısı altında, iktidar medyası ve muhalif medya olarak ikiye bölündü. İşten atılan, Silivri’ye tıkılan gazetecilerimiz çoğalıyor. Ama bu zor süreçte baskılara direnen, gerçek haber yapan, gerçek haberi toplumla paylaşan, tarafsız kalabilen, özgür gazetecilerimiz de yok değil, iyi ki varlar.

Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet, babasının cinayetini gördükten sonra da devam eden cinayetlerle büyüdü. Dün babasının ve “faili meçhul” bırakılmış aydın cinayetlerinin katilleri bulunsun diye umutla haykırıyordu. Bu gün Silivri Cezaevi önünde, içerdeki gazetecilere destek için umut nöbeti tutuyor. 

 

    Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde canını veren onurlu gazetecimiz Abdi İpekçi’yi saygıyla anıyoruz. Işıklar içinde yatsın!

 

 

GÜNGÖR BERK

 

Güngör Berk Yazıları Atatürkçü Medya’da…

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı